Kainat ve Zekat
Kainat ve Zekat

“Her şeyin bir zekâtı vardır. Bedenin zekâtı da oruçtur.” (İbn Mâce, Sıyâm, 44)
Bizim bildiğimiz şekliyle zekat sahip olduğumuz mal ve paradan en az kırkta bir olarak ihtiyaç sahiplerine verdiğimiz miktar. Ancak bu şekilde düşünmekle zekat hakikatini çok dar bir manaya hapsediyoruz. Kainatta yaratılmış olan bütün eşya ve olaylar aslında zekat hakikati ile ilişkilidir. Yukarıdaki hadis-i şerifte peygamberimiz bu dar bakıştan bizi kurtarmaya ve ufkumuzu genişletmeye çalışıyor.
Nasıl para ve malımızın belli bir kısmını feda etmeye zekat ismini veriyoruz bunun gibi oruç ile de dilediğimiz gibi yiyip içebilme nimetinden bir feda gerçekleştirmiş oluyoruz ve bu fedanın da aslında zekattan bir farkı yok. On iki aydan bir ay oruç tuttuğumuz için burada zekat oranı 1/12 şeklinde oluyor gibi gözükse de günün aslında yarısını oruçlu geçirdiğimizi varsayıp bunu da hesaplamaya dahil edersek zekat oranı 1/24 çıkıyor.
Peki zekatın en önemli özelliği ne… Ayette şu şekilde geçiyor: “Onların mallarından zekât al ki, bununla onları temizleyesin.” (Tevbe/103)
Evet zekat ve oruç manevi olarak bizi günahlarımızdan temizliyor ancak bu ayetin maddi tarafa bakan bir yönü de söz konusu. Mesela bedenimizin zekatı olan orucun insan vücudunda hastalıklı hücre temizliğini tetiklediği günümüzde bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçek olarak ayeti açıkça tasdik ediyor.
Peki en az kırkta bir olarak verdiğimiz mal ve para maddi dünyamızda nasıl bir temizliğe sebep oluyor olabilir? Zengin, malından zekat verdiği müddetçe merhamet hissi kuvvetlenir. Zekatı alan fakirdeyse zengine karşı saygı hissi oluşur. Bu şekilde toplumun katmanları arasında güvene dayalı bir ilişki gelişir. Ancak zengin zekat vermezse zor duruma düşen ihtiyaç sahipleri içten içe zenginlere düşman kesilir ve kendini haklı görerek çalmaya, isyana, yağmaya, kazıklamaya başlarlar ve toplum katmanları arasında adı konulmamış bir düşmanlık ve güvensizlik meydan alır. Ve bu anarşizm ortamı sebebiyle zengin o malının tamamını rahat bir şekilde kullanamaz olur ve o vermediği zekat kadar mal hatta belki daha da fazlası ondan bir şekilde çıkar. İşte zekat, zenginin sahip olduğu mal ve paradan bu göze gözükmeyen çıkışın önünü keserek aslında o kişinin malını ve parasını sağlıklı bir hale getirip temizlemiş olur.
Günde beş vakit kılınan namaza baktığımızda onun bile farklı bir zekat şekli olduğunu görürüz. Sadece farz namazları abdestle birlikte kılmak kişinin günde yaklaşık bir saatini alır. Bir gün 24 saat olduğuna göre Allah’ın bize verdiği zaman nimetinden namaz ile gerçekleştirdiğimiz feda oranı 1/24 oluyor… Abdest ile birlikte namaz, maddi vücudumuzun devamlı temizlenmesini sağladığı gibi manevi olarak dahi kişinin gün içinde altüst olan ruhunu ve psikolojisini temizler…
Gözümüzü kainatın hangi tarafına çevirirsek çevirelim biraz dikkat edip düşündüğümüzde zekat kanununun işleyişine rahatlıkla şahit olabiliriz. Hayvan sürülerini düşünelim. Her sürüde zayıf ve hastalıklı hayvanlar mutlaka olur. Bunlar genelde yırtıcılara yem olurlar. İşte bu aslında sürünün bir zekatı gibidir. Hayvan sürüsü zayıflarını vererek temizleniyor ve sağlıklı bir hale bürünüyor ki hayatını ve neslini devam ettirebilsin. Bilim, bu zekat hakikatini araştırma ve gözlem yoluyla keşfetmiş ancak buna doğal seçilim ismini takarak Allah ile olan irtibatını kopartmış. Halbuki tesadüflerden kanun çıkamaz, bir kanun işleyişi varsa o kanunu bir de koyan olmak zorundadır. Biz de Allah ile kainat arasındaki koparılan irtibatı zekat ile yeniden kurmaya çalıştık.
İlmin zekatı da ilminden vermek onu paylaşmaktır. Başka bir ayette zekatın farklı bir özelliğinden bahsedilir. “Allah, verilen sadaka ve zekatı artırır. (Bakara/276)” Dolayısıyla buradan ilmin ve bilginin paylaşıldıkça çoğalacağını anlayabiliriz.
Son olarak da nazarımızı bedenimize çevirelim. Yıl içinde sağlıklı olduğumuz zamanlar çoğunlukta olsa bile hasta olduğumuz zamanlar illa ki vardır. Hasta olduğumuz zamanlar aslında sıhhat nimetinin bir zekatı gibidir. Hastalık zamanlarımız ne kadar zor geçse de aslında vücudumuz bu zamanlarda müthiş bir temizliğe gider. Yıl içinde hor kullandığımız, yanlış beslenmeyle yıprattığımız bedenimiz hastalıklar yardımıyla onarılır, yükselen ateş iltihapları çözer, terleme ve titremeyle bedende biriken zararlı maddeler sökülüp atılır. Özetle bedenimiz dahi biz farkında olmadığımız halde Allah’ın zekat kanununa tabi olarak sıhhat nimetini belli bir oranda feda ederek kendini temizliyor.
Şüphesiz Allah’ın göklerde ve yerde yarattığı her varlıkta, kalpleri Allah’a karşı saygıyla dopdolu olan ve hayatları boyunca O’na karşı gelmekten sakınanlar için elbette nice deliller vardır. (Yunus/6)
Kainattaki her şey aslında kendine has şekilde zekat ayetine tabi olmakta yani ibadet etmektedir. İnsan da zekat kanununa uygun hareket ettiğinde kainatın bu toplu ibadetine katılıp ortak olur.
“Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanlar, O’nu tesbih eder. Hiç bir şey yoktur ki O’nu hamd ile tesbih etmesin. Ancak siz onların tesbihini anlayamazsınız.”
İşte zekat aslında Allah tarafından kainata koyulmuş bir kanun gibidir ve kainatın bir tefsiri olan Kur’an bu kanunları bize açıkça bildirmektedir. Bu ve bunun gibi kanunlar aynı matematiksel bir denklem gibidir. Denklemdeki değişkenlerin yerine kainattan doğru parametreleri koyarak kalan bilinmeyenleri çözmek de bize kalıyor.
메타데이터
- post_id
- ff794a557e28
- slug
- kainat-ve-zekat-ff794a557e28
- url
- https://medium.com/@iemanet/kainat-ve-zekat-ff794a557e28
- canonical_url
- https://medium.com/@iemanet/kainat-ve-zekat-ff794a557e28
- author_url
- https://medium.com/@iemanet
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-22 13:31:12