← Back to list

Sen Hangi Gerçeğin Tozusun?

“İnsanın en büyük yükü, söyleyemedikleridir.” (Albert Camus)

Melisa Tekkıran in Türkiye Yayını · 2025-12-09 11:42 · 577 claps · 4.4 min read paywalled
#i̇nsan #yük #türkiye-yayını #medium-turkiye #gerçek
Open on Medium ↗

Sen Hangi Gerçeğin Tozusun?

“İnsanın en büyük yükü, söyleyemedikleridir.” (Albert Camus)

Sayın okuyucular, bu yazı içimde haddinden fazlaca konuşan o gölgeye, her bir şeyi olduğundan daha derin, daha karanlık sanan zihnime ve tüm bu saçma dürüstlüğüme katlanıp okuyan sizlere gelsin.

Eski çağlarda derlerdi ki:

Kelebekler, tanrıların ağzından dökülen yarım cümlelerin bedenleşmiş hâli olup, bir dua ile bir bedduanın arasında kalan yerde yaşarlarmış.

İnsanlar doğmadan çok önce, karanlık zamanlarda, göğün çatlağından düşen ruh zerreleri toprağa karışırmış.

Bu zerrelerden bazıları ağır olduğu için taşa, kaya ’ya, bazıları ise hafif olduklarından; bir kelebek kanadının tozuna dönüşürmüş. İşte bu yüzden kelebek, eski mitlerde “kaçışın en nazik biçimi” sayılırmış.

Ve insanın en ağır gerçeğine benzetilirmiş, kendini taşıyamayan ruh.

“Kendi içindeki karanlığı bin aynaya bölerek hafifleten kelebek”

Her göz, içte saklanan bir kırılmayı taşır. Kimse bilmez ama kanadın titremesi rüzgârdan gelmez; uzun süredir susturulmuş duyguların ağırlığı çöker de o yük bin küçük görüntüye bölünür. Böylece taşıması kolaylaşır. Kısa bir uçuş bile, yıllardır sessizce ertelenmiş bir çığlığın havaya karışma biçimidir.

“Gördüğü her ışıkta kendini değil, kendiyle çarpışan gölgeyi arayan kelebek”

Bakışı hiçbir zaman tek yöne dönmez, bin gözün her biri başka bir ihtimali tartar. Bir parçası ileri gitmek isterken, öteki geri dönülmez bir yerin çağrısını duyar. Bu yüzden ışık ona sevinç değil, yüzleşme getirir. Her parıltı, kanadının içindeki eski bir boşluğu açığa çıkarır. Ve bazen aydınlık bile ağırdır.

“Yükselirken bile düşüş ihtimalini kalbinde saklayan kelebek”

Uçmak onun için özgürlük değildir; daha çok, içte biriken tereddüdün form değiştirmiş hâlidir. Bin gözle her şeyi görür ama kendi iç titreyişinin kaynağını hep eksik görür. Yükseklik ona huzur değil, görmek zorunda kaldığı tüm ihtimallerin ağırlığıdır. Bazen kanat en çok yükselirken ürperir.

“Dokunduğu çiçekte baldan önce özdeki sızıyı fark eden kelebek”

Dokunuşunda bir arayış saklıdır, gördüğünden fazlasını hissetmek, hissettiğinden fazlasını saklamak gibi. Bin gözden biri renge bakar, ötekiler kırılgan bir hikâyenin tortusunu duyar. Çiçekler onun için bir yüzey değil, sessizce anlaşılmayı bekleyen bir yaradır. Bazen çiçeklerin kokusu değil, içindeki eksiklik çeker onu.

“Yanındaki rüzgârı yakınlık sanıp, yine de temastan kaçınan kelebek”

Yan yana uçan iki varlık birbirine değmez, çünkü temasın kıracağı şey kanat değil, kanadın altındaki sırdır. Bin göz her anı çoğaltır, yakınlık ona bin ayrı risk olarak görünür. Bir adım daha yakın olsa değişir, bir adım daha uzak olsa kaybolur. En güvenli mesafe, ne değen ne de bırakan mesafedir.

“Karanlıkta kaybolmak için değil, kendi iç sesini daha iyi duymak için duran kelebek”

Gece onu küçültmez, aksine içindeki gizli çatlakları görünür kılar. Bin göz her gölgeyi bir ihtimal gibi okur, her ihtimali eski bir acının yankısı sanır. Karanlıkta renk solmaz, sadece iç ses büyür. Ve o ses, yıllardır susturulan bir gerçeğin kanadın ucundan sızma anıdır.

“Uçmak için değil, yük taşımamak için kanat açan kelebek.”

Kanadın altında saklanan o ince titreme ,sanıldığının aksine rüzgârın işi değildir. Bazen ağırlık görünmez olur da yine de taşınır. İçerden bir ses kabuğunu zorlar, çıkmak ister ama çıkamaz. Kelebek havalanırken hafiflediği için değil, taşıdığı şey çöktüğünde geriye yalnızca boşluk kaldığı için yükselir. Boşluk, bazen en sadık kanattır.

“Gözleri çoğaldıkça görmeyi unutan kelebek”

Her göz bir gerçeği taşır, ama hiçbiri bütünü bilmez. Böylece çok bakıp, az görür; çok hissedip, az yaşar. Bazı varlıklar farkında oldukça körleşir, bu kimi zaman güzel olan azalmaya başlayınca, onu korumak içi verilen bir karardır.

“Kırılmamak için ince, kaybolmamak için renkli olan kelebek”

Ne kadar parlarsa o kadar kırılganlaşır. Ne kadar renkliyse o kadar solar. Renkleri savunma değildir aslında, bir çeşit özürdür dünyaya. ‘Ben buradayım ama fazla dokunma’ diyen bir varlık düşünün, işte tamda öyle! Işığa aç olanların nefretinden ve kibrinden üstündür.

“Yaşamakla ölmek arasındaki ince çizgide salınan kelebek”

Bir günlüğüne doğar, o günün çoğunu yokluğunu hazırlamakla geçirir. Bazı ömürler uzun görünür ama içi boştur. Kısa olanlar ise ağırdır, sığmaz zamana. Hangi çizgide olduğunun farkında olmayanlar hep düşer. Farkında olanlar şüphesiz ki en mutsuz olanlardır.

“En çok kaçtığı şeye en çok benzeyen kelebek”

Rüzgârdan kaçar ama rüzgâr gibi uçar, ateşten sakınır ama ışığa çarpar. Kendinden kaçarken kendine benzemek kadar eski bir lanet yoktur. Bazı varlıklar kaderini yalan sandığı şeylerde taşır. Asla diye başlanan cümleler gibidir öyleleri.

Ve eski inanışlarda derlerdi ki, bir kelebeğin son çırpınışında göğün çatlağından ince bir çizik daha açılırmış. O çizikten içeri, bir varlığın en gizli gerçeği sızarmış, kendisinden kaçarken bıraktığı toz. Kanat tozu sanılan şey aslında budur, bir varlığın sakladığı en ufak sır kadar hafif, taşıyamadığı en büyük söz kadar keskindir.

Bu yüzden hep aynı döngüye döner dünya, bir şey ne kadar incelirse, o kadar görünmez olur; ne kadar görünmez olursa, o kadar ağırlaşır. Kelebek bu yüzden çırpınıp yükünü temizlemeye çalışır. Hafifledikçe yükselmez, yükseldikçe uzaklaşır. Uzaklaştığında ise gerçeğe daha çok benzer.

Sayın okuyucular, insana gelince, adı anılmadıkça daha çok hissedilen o varlığa onun kaderi, kelebeğinkiyle aynı yerden çatlar. Taşıyamadığını saklar, sakladığını uçurur; uçurduğunu unutur.

Ama her unutulan, bir gün göğün çatlağından toz olup geri iner, ve içimizden biri başını kaldırıp o tozu avuçladığında, asla söylemeye cesaret edemediği bir gerçeği fark eder:

Bizim uçtuğunu sandığımız şeyler, aslında bıraktığınız ağırlıklardı.

Öyleyse siz hangi kelebeksiniz?


메타데이터
post_id
ffcbf14a0f6c
slug
sen-hangi-gerçeğin-tozusun-ffcbf14a0f6c
url
https://mediumturkiye.com/sen-hangi-ger%C3%A7e%C4%9Fin-tozusun-ffcbf14a0f6c
canonical_url
https://mediumturkiye.com/sen-hangi-ger%C3%A7e%C4%9Fin-tozusun-ffcbf14a0f6c
author_url
https://medium.com/@melsjtekk
status
ok
fetched_at
2026-07-14 09:09:06