← Back to list

Bir Sarayda Doğan Asi: Elsa Schiaparelli’nin Erken Yılları

Bazı hayatlar, düz bir çizgide ilerlemez… Bazıları dönemlere ayrılır; tıpkı bir tiyatro oyunundaki sahneler gibi.. Her biri bir dönüşüm…

Tuğçe Seçkin · 2025-06-26 16:00 · 2 claps · 4.1 min read
#elsa-schiaparelli #fashion #moda #biyografi #arşiv
Open on Medium ↗
Wiki topics: 👗 · Fashion

Bir Sarayda Doğan Asi: Elsa Schiaparelli’nin Erken Yılları

Bazı hayatlar, düz bir çizgide ilerlemez… Bazıları dönemlere ayrılır; tıpkı bir tiyatro oyunundaki sahneler gibi.. Her biri bir dönüşüm, bir isyan, bir yeniden doğuştur aslında.

Bu yazı, Elsa Schiaparelli’nin sıra dışı yaşamını kronolojik olarak ele alan bir yolculuğun ilk durağı olacak bizler için.

Moda tarihine yalnızca kıyafetleriyle değil, fikirleriyle de yön veren bu kadını anlamak için onu çocukluk yıllarından itibaren ele almamın daha doğru olacağına karar verdim. Hayatın akışındaki deneyimler, birikimlerimiz ve edindiklerimiz ürettiğimiz her şeyi ister istemez etkilediğini düşünüyorum.

Roma’daki bir sarayda başlayan masalsı doğumu, entelektüel bir ailenin içinde filizlenen yaratıcı ruhu, şiire, felsefeye ve sonra tasarıma evrilen o uzun yolu beraber deneyimleyelim isterim. Bu bölüm Elsa’nın hayatının il perdesini ele alıyor.

Henüz moda kelimesini duymadığı bir dünyada, içindeki devrimi fısıldayan o küçük kız Elsa’nın hikâyesine hoş geldiniz…

Elsa Schiaparelli’nin 1932'de çekilmiş bir fotoğrafı

Elsa Schiaparelli’nin 1932'de çekilmiş bir fotoğrafı

Sürrealizmin kraliçesi, modanın muzip hayalperesti Elsa Schiaparelli, 1890 yılında Roma’nın kalbinde, zarif Corsini Sarayı’nda dünyaya geldi. Doğduğu yer, sıradan bir adres değildi; mermer sütunların sessizce konuştuğu, kitapların fısıltılarla dolaştığı bir saray… Ve bu sarayın içindeki o küçük bebek, ileride moda dünyasını ters yüz edecek kadındı.

Elsa Schiaparell’nin kendi kişisel fotoğraf albümü arşivinden alınmış bir çocukluk fotoğrafı

Elsa Schiaparell’nin kendi kişisel fotoğraf albümü arşivinden alınmış bir çocukluk fotoğrafı

Ailesi, sadece aristokrat değil aynı zamanda entelektüel bir geçmişe sahipti. Annesi Maria-Luisa, Napoliten bir aristokrat; babası Celestino Schiaparelli, Orta Çağ el yazmaları üzerine uzmanlaşmış saygın bir akademisyen ve kütüphane küratörüydü. Elsa daha doğmadan önce bile, salonlarda fikirler uçuşuyor, kitap raflarında felsefe ile astronomi dans ediyordu. Ve aslında daha o ilk andan belliydi: Elsa sıradan olmayacaktı.

Ama bu aile ağacı yalnızca köklerinden değil, dallarından da güçlüydü. Ailede herkes, dünyayı keşfetmeye adanmış gibiydi. Kuzeni Ernesto, antik Mısır’ın gizemlerini çözmeye çalışan bir Mısırbilimciydi. Halası Lillian, dünyayı gezip egzotik hediyeleriyle küçük Elsa’nın hayal gücünü besleyen bir seyyah. Ve belki de en dikkat çekici figürlerden biri: Elsa’nın büyük amcası, Mars’taki kanalları keşfeden ünlü astronom Giovanni Schiaparelli’ydi. Bütün bu insanlar, küçük bir kızın zihninde sessiz ama güçlü bir devrim başlattılar. Elsa, henüz yürümeye başlamadan çok önce bile, sınırların ne olduğunu sorgulayan bir çevrede nefes alıyordu.

Ernesto Schiaparelli

Ernesto Schiaparelli

Giovanni Schiaparelli

Giovanni Schiaparelli

Bu denli entelektüel bir atmosferde büyüyen Elsa’nın, yüzeyde kalan meselelere razı olması beklenemezdi. O, dünyaya yalnızca bakmakla yetinmeyenlerden oldu — sorguladı, derine daldı.

Her ne kadar hayali bir aktris olmak olsa da, kaderi onu felsefe eğitimi almaya yönlendirdi. Sahneyi düşünsel bir alana çevirdi belki de… Ancak Elsa’nın içindeki yaratıcı kıvılcım, ne sahne ışıklarından ne de felsefe kitaplarının sayfalarından tatmin oldu.

Ve sonra 1911 yılı geldi. Henüz genç bir kadınken, dönemin ahlak kalıplarını alt üst eden bir cesaretle, cinselliği açıkça işleyen şiirlerinden oluşan “Arethusa” adlı tek ciltlik koleksiyonunu yayımladı.

Elsa Schiaparelli’nin 1911 yılında basılan şiir kitabı “Arethusa”nın ilk sayfası

Elsa Schiaparelli’nin 1911 yılında basılan şiir kitabı “Arethusa”nın ilk sayfası

Dizelerinde arzunun, bastırılmış duyguların ve kadın bakışının sesi vardı. Ailesi bu kitabı bir skandal olarak gördü. Cevapları ne cezalı odalardı, ne susturucu bakışlar… Onu İsviçre’deki bir manastıra gönderdiler. Fakat Elsa, her zamanki gibi kabuğu kabul etmedi. Açlık grevine girdi ve kısa süre içinde oradan da ayrıldı. Bu yaşanmışlık, onun içindeki asi ruhun ilk gerçek manifestosuydu. Ve çok geçmeden o ruh, kumaşlara şiir yazacaktı.

Bundan tam iki yıl sonra, yani 1913 yılında, Elsa bir kez daha kendi kimliğini savunmak zorunda kaldı.. Hem de bu kez ailesinin dayattığı bir evlilik üzerinden. Varlıklı bir Rus taliple evlendirilmesi için yapılan baskılara karşı Elsa, kendine ait yolu seçti: Londra’ya kaçtı. Orada, hiçbir şatafat yoktu. Ne saray tavanlarından sarkan avizeler, ne de salon sohbetleri… Sadece bir dadı olarak hayatını sürdüren genç bir kadın vardı. Ama bazı ruhları istediğiniz kalıplarla dizginleyemezsiniz. Bazı ruhlar, dahanın da ötesine koşar; keşfetmek ister.Elsa’nın ruhu işte tam da bu tanıma uyuyordu: başı dik, gözleri ufka dönük bir kadın…

Londra’da geçirdiği bu zaman dilimi, onun için yalnızca bir kaçış değil; aynı zamanda kendine dönüşün ilk adımlarıydı. Sanat galerilerini gezdi, dersler aldı, çevresini ve iç dünyasını izledi.

Bilinçaltının kumaşını dokumaya başlamıştı — görsel dünyasının temelleri işte o zaman atılıyordu.

Ve tam da bu sırada, kader sahneye yine sürreal bir karakter çıkardı. Karşısına çıkan adam, hem bir paranormal uzmanı olarak dikkat çekici, hem de halk tarafından bir sahtekâr olarak anılan Kont William de Wendt de Kerlor’du. Elsa, bu adamı ilk kez bir konuşmasında dinledi. Ve ne oldu dersiniz? Ertesi gün evlendiler. Ee, bu kadar sıradışı bir kadından uzun süren bir flört evresi beklenemezdi, değil mi? 😊

Elsa Schiaparelli ve eşi Kont William de Wendt de Kerlor

Elsa Schiaparelli ve eşi Kont William de Wendt de Kerlor

Bu ışık hızındaki nikâh, sade bir nüfus dairesinde gerçekleşti. Ancak ne yazık ki, bu evlilik Elsa’nın hayatına huzur değil, yeni bir mücadele getirdi. De Kerlor, çapkınlıklarıyla ve sürekli değişen işleriyle güven vermeyen bir adamdı. İş sorumluluğunu taşıyamayan bir eşin gölgesinde, Elsa her şeyin yükünü sırtlandı.

İlk aylarda Elsa’nın çeyiziyle idare ettiler. Sonra, daha iyi bir yaşam umuduyla New York’a taşındılar. Ama Amerika da aradıkları mucizeyi sunmadı. Yaşamları düzensiz, göçebe ve inişli çıkışlıydı. Elsa, bu yeni hayatta ayakta kalmak için çeviri yaptı, sekreterlik yaptı, hatta gündelik işlerde bile çalıştı. Geçim derdi, onun omuzlarına çökmüştü ama o yılmadı.

Çünkü o, acının içinden stil yaratacak kadındı. Bu yaşanmışlıklar, Elsa’yı yalnızca yormadı; biçimlendirdi. Zamanla, başkalarının düşlerinde bile göremediği alemlerin kapısını aralayacak, bizi yüzlerce karakterin kostümüne büründürecek bir hayal ustasına dönüşecekti…

KAYNAKLAR:

  1. https://www.schiaparelli.com/en/21-place-vendome/the-life-of-elsa/

  2. https://artstoheartsproject-com.translate.goog/elsa-schiaparelli-the-30s-star-who-dazzzled-the-fashion-world/?_x_tr_sl=en&_x_tr_tl=tr&_x_tr_hl=tr&_x_tr_pto=tc

  3. Modanın Tüm Öyküsü — Marnie Fogg

  4. https://lilyelsie.home.blog/elsa-schiaparelli/


메타데이터
post_id
fffaee605979
slug
bir-sarayda-doğan-asi-elsa-schiaparellinin-erken-yılları-fffaee605979
url
https://medium.com/@tugceseckinn/bir-sarayda-do%C4%9Fan-asi-elsa-schiaparellinin-erken-y%C4%B1llar%C4%B1-fffaee605979
canonical_url
https://medium.com/@tugceseckinn/bir-sarayda-do%C4%9Fan-asi-elsa-schiaparellinin-erken-y%C4%B1llar%C4%B1-fffaee605979
author_url
https://medium.com/@tugceseckinn
status
ok
fetched_at
2026-07-19 06:49:44